HABERLER
daha fazlası>
  • Türk Psikologlar Derneği Tanıtımı

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Psikoloji Topluluğu'nun düzenlemiş olduğu 04.05.2017 tarihli etkinlikte, Türk Psikologlar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Sayın Deniz Eryılmaz, Başkan Yardımcısı Sayın Ayperi Öziş üniversitemize konuk olmuş ve öğrencilerimize Türk Psikologlar Derneği'nin tanıtımına ilişkin bir sunum gerçekleştirmişlerdir. 

    Meslek örgütünün dünden bugüne tarihi gelişimi, şuan ki işleyişi, şubeleri, birimleri, kurulları, faaliyet ve yayınları hakkında bilgilendirici sunumun ardından, öğrencilerin soruları yanıtlanmış, yararlı paylaşımlarda bulunulmuştur. 

  • Öfke Yönetimi Konferansı

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Psikoloji Topluluğu tarafından hazırlanan Öfke Yönetimi konferansı öğrencilerden yoğun ilgi gördü.

    24 Nisan 2017 tarihinde İKÇÜ Hekim Hacı Paşa Konferans salonunda gerçekleşen etkinlikte Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu konuşmacı olarak yer aldı. Öfkenin doğası, öfkenin sonuçları ve son olarak öfkenin nasıl kontrol edileceği başlıkları üzerinde duran Şakiroğlu öfke kontrolü ile ilgili önemli önerilerde bulundu. 

    Konuşma sonunda İKÇÜ Psikoloji Topluluğu öğrencilerinin Şakiroğlu'na teşekkür belgesi ve çiçek takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimi ile etkinlik son buldu. 

  • Avrupa'daki Türkler Ayrımcılıktan Kaçıyor

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü, Araştırma Görevlisi Filiz Kunuroğlu, yurda kesin dönüş yapan gurbetçiler üzerine yapmış olduğu araştırmada çarpıcı sonuçlara ulaştı. Avrupa’da hissedilen ayrımcılık ve ötekileştirme ortamının Türk gurbetçileri yurda döndürmede en büyük etkenlerden biri olduğunu ortaya koyan araştırmanın sonuçlarına göre; Avrupa’da sosyal ve ekonomik koşulların kötüleşmesi Türk gurbetçilerin yurda dönüşünü hızlandırdı.

     

    Kendilerini Evlerinde Hissetmiyorlar

     

    Batı Avrupa’dan yurda kesin dönüş yapan vatandaşlarımızın geri dönüş motivasyonlarının araştırıldığı çalışma vatandaşlarımızın Avrupa’da kendilerini evinde gibi hissetmediğini ortaya koydu. Her yıl yalnızca Almanya’dan Türkiye’ye 40 bin kişinin kesin dönüş yaptığı belirtiliyor. Çalışma Almanya, Hollanda ve Fransa’dan dönüş yapan ailelerle, 48 kişi ile derinlikli mülakat yapılarak elde edildi. Yapılan görüşmeler sonucunda, kesin dönüş kararının alınmasında Avrupa’da hissedilen ayrımcılık ve ötekileştirmenin, kötüleşen sosyal ve ekonomik koşulların, Türkiye’ye duyulan güçlü aidiyet duygusu ve vatan hasretinin başlıca sebepler olduğu ortaya çıktı.

     

    Kuşaklar Farklı Düşünüyor

     

    Birinci kuşak göçmenler için baştan beri var olan dönüş niyeti önemli etken olurken Avrupa’da eğitim almış olan ikinci ve üçüncü kuşak vatandaşlarımız, Türkiye’de sosyal ve ekonomik alanda yaşanan iyileşmeyi fırsat olarak değerlendirip yurda döndüklerini dile getirdi.  

     

    Araştırmaya katılan birçok aile çocuklarının geleceğini düşünerek dönüş kararı aldıklarını belirtti. Aileler Avrupa’da hissettikleri ayrımcılığa çocuklarının da maruz kalmasını istemediklerini ve onların Türkiye’de eğitim almalarını tercih ettiklerini dile getirdiler.

     

    Araştırmaya Ödül Verildi

     

    Filiz Künüroğlu’nun Hollanda Tilburg Üniversitesinde yaptığı akademik çalışma 25-27 Haziran 2015 tarihleri arasında, Prag’da Charles Üniversitesinde düzenlenen ‘Turkish Migration Conference’ (Türk Göçü Konferansı)nda ‘Best Student Paper Prize’ (En İyi Doktora Öğrenci Makalesi) ödülüne layık görüldü.

  • Tercih Dönemlerinde Depresyon Uyarısı

    Uzmanlar, tercih dönemlerinde öğrencilere yapılan baskıların ciddi sorunlara neden olacağı konusunda aileleri uyarıyor.

     

    Sınavlara hazırlanma ve sonuçların açıklanması kadar, nerede, hangi alanda eğitim alacağına karar verme süreci de öğrenciler için oldukça stresli bir süreç oluyor. Tercih dönemlerinde yapılan baskıların öğrencileri depresyona kadar sürükleyebileceğine dikkat çeken İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi  (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Sevinç Tok ebeveynleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

     

    “Baskıcı olmayın”

     

    Ebeveynlerin baskıcı bir tutum ile öğrencilerin tercihlerini etkilemelerinin ileride çok ciddi sıkıntıları beraberinde getirdiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Emine Sevinç Tok, “Anne-babalar bu süreçte karar veren değil yardım eden taraf olmalı. Özellikle tercih dönemlerinde çok yoğun çatışmaların yaşandığı aileler görüyoruz. Ama ne yazık ki, çocuğa zorla bir bölümün seçtirilmesi ileride çok büyük sorunlara sebep olabilmektedir. Bu öğrencilerin ilk senelerde okulu bırakma oranları çok yüksek oluyor. Okulu bırakmasalar bile bitirme yılları ciddi anlamda uzayabilmekte, depresyona kadar uzanan tablolar görülebilmektedir.” dedi.

     

    “Son karar gençlerin”

     

    “Peki, tercih döneminde anne babalar ne yapmalı?” sorusuna yanıt veren Tok, “Tabi ki anne babalar çocuklarını en iyi tanıyan ve bu yaşa kadar onlara rehberlik etmiş insanlar.  Dolayısıyla bu süreçte tamamen saf dışı olmaları beklenemez, bu doğru da değildir. Onlar da üniversiteleri ve bölümleri araştırmalı, gençler tanıtım günlerine gittiklerinde yanlarında olup, akıllarına takılan soruları sormalılar. Ama kendi fikirlerini zorla çocuklarına kabul ettirmeye çalışmak yerine, onlarla sakince, mantıklı gerekçeler sunarak konuşmalı, öneride bulunmalılar. Ama hayatına ilişkin son kararı yine gencin kendisi vermeli. Bazen tanıtımlarda şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz: genç susup sadece dinliyor, uzman ile göz teması bile kurmuyor, konuşan tek taraf veliler, ellerinde kâğıt kalem çocuklarına hiçbir şey sormadan tercih sıralaması yapıyorlar. Bu davranış tarzı genci çok yanlış seçimlere yönlendireceği gibi özgüveni son derece zedeleyici, genci umutsuzluğa sürükleyen bir hal alabilir.” diye konuştu.

     

    Tercih tavsiyeleri…

     

    Bu dönemde öğrencilere tercihlerinde yardımcı olabilecek tavsiyelerde bulunan Tok şunları söyledi: “Üniversitelerin taban puanları ve başarı sıralamaları dikkatlice incelenmeli ve özellikle başarı sıralamasına göre tercihler belirlenmelidir. Üniversitenin bulunduğu şehir veya kampüs olanakları gibi tek bir açıdan bakarak değerlendirme yapmak yerine farklı özellikler de dikkate alınmalıdır.  Yabancı dil eğitimi, lisansta okutulan dersler, ders verecek öğretim elemanları, lisansüstü eğitim imkânları, çiftdal-yandal seçenekleri, ERASMUS olanakları, laboratuvar, staj imkânları ve seçilen bölümün iş olanakları gibi konular dikkatle araştırılmalıdır.”  

     

    “Ülkemizdeki eğitim sistemi hakkında tam anlamıyla bilgi sahibi olmak tercihlerde kolaylık sağlayacaktır.” diyen Tok, özellikle puanı düşük olan öğrencilerin iki yıllık ön-lisans tercihi yapabileceklerini ve ön-lisansı başarı ile tamamlayanların lisansa dikey geçiş yapma imkânlarının olduğunu hatırlattı. TOK, üniversitelerin yeni açılan bölümlerinde taban puan ve başarı sıralaması olmadığı için tercihte şansı yükselteceğini ifade etti.

     






HIZLI BAĞLANTILAR

Üniversitemiz ile ilgili bağlantılar


Başa Dön